Zabel Yılmaz’a Eğlenceli Sorular

İlk kitabı Güneşsiz Diyarlar Makamı, Mart 2026’da okurla buluşan yazarımız Zabel Yılmaz’a eğlenceli sorular hazırladık.

Eğer karakterleriniz bir gün toplanıp size itiraz etseydi, en çok kim “Beni neden bu kadar susturdun?” derdi, kim “Beni fazla konuşturdun” diye sitem ederdi?

Karakterlerim eğer bir gün dile gelseydi, ilk ağzını açan kesinlikle Madam Ohi olurdu. Beni millete madara ettin, kötü taraflarımı anlatarak itibarımı zedeledin, diyebilirdi. Hatta diğer karakterleri onun galeyana getirdiğinden bile şüphe edebilirdim. Muhab çok umursamazdı sanki. Çünkü bugün de olsa Muhab aynı şeyleri düşünüyor olurdu. Fakat Nadje, onu bu kadar susturmama isyan edebilirdi. Elindeki siyah tülle neden ağzını bağladığımı sorardı. Onca yaşadığı yıkımın üzerine sesi çıkan, acılardan güçlenerek çıkmış bir kadın olmak isterdi belki ve bunu hak ederdi de.

Hicaz bir makam olarak düşünülürse, siz yazarken gerçekten bir müzik dinliyor muydunuz? Yoksa metin bittikten sonra mı fark ettiniz ki aslında kitap kendi makamını çoktan seçmiş?

Yazma konusunda biraz şımarık olduğumu itiraf etmeliyim sanırım. Karanlıkta yazamam, gürültülü bir ortamda yazamam. Müzik dinleyerek yazabilenlerden değilim maalesef. Bazen yazmadan önce dinler, yazmaya başlayınca tamamen sessiz bir ortam yaratmaya çalışırım. Buna rağmen müzikle edebiyatın bir ilişkisi olduğuna inanırım. Günlük hayatımızda kullanamadığımız, kullansak abes kaçacak sözlere bir şarkı sözünün içinde ya da bir edebiyat metninde rastladığımızda, o ahengin içinde anlatılana daha çok anlam yükleyebiliyor, daha derinden hissedebiliyoruz.  O yüzden yazdığım öykülerde, bu öykü bir şarkı, bir makam olsa hangisi olurdu, diye kendime sorarım. Öykülere makamları ve şarkıları yerleştirmeye de böyle karar verdim. 

Döpiyes’te Madam Ohi bugün yaşasaydı, sizce sosyal medyada moda fenomeni mi olurdu, yoksa herkesi yorumlarda azarlayan bir stil diktatörü mü?

Döpiyes öyküsünde Madam Ohi bugün yaşasaydı, yorumlarda herkesi azarlayan, bulunduğu konum itibariyle kimsenin de sesini çıkarmaya cesaret edemeyeceği, moda sektörünün önde gelen isimlerinden biri olurdu. 

Eğer kitabınızdaki mekânlardan birinde bir gün geçirmek zorunda kalsanız -ama yazarı olarak değil, sıradan bir karakter olarak- hangisini seçerdiniz? Ve dürüst olun: Gerçekten kalabilir miydiniz?

Karanlık mekanlarda sıkışıp kalmak yerine, keyifli bir gün geçirebileceğim bir mekânı tercih ederdim. Bu yüzden Hicaz öyküsünde bir meydan düğününe gider ve hicaz makamını dinlerdim. En çok, hicaz makamına davulun eşlik ettiği anda kalmak isterdim.