Yaşasın Hakikat

Fransa’da 19. yüzyılın sonlarına doğru, Alfred Dreyfus’ün, sonradan anlaşılacağı üzere, suçsuz olmasına karşın üzerine atılan suçlamalar, uydurulan belgeleri delil olarak kabul eden mahkemelerde görülen davaların sonucunda aldığı ceza ve sürgüne gönderilmesi, ülke genelinde büyük yankı uyandırmıştır. El yazısı bir casusluk belgesinin Yüzbaşı Dreyfus’ün üzerine atılan suçun delili sayılması ve mahkûmiyeti, onun Yahudi kökenli bir subay olması, suçluluğunun toplumun geneli tarafından kabul görmesini kolaylaştırmış, dönemin hükümet yanlısı yayın organları da bu amaçla yayınlarını sürdürmüşlerdir.

Başta ordu ve yargı tarafında gelişen bu olay tüm topluma sirayet etmiş, gündelik hayatta dahi insanları tarafını seçmek zorunda bırakmıştır. Dava ve sonrasındaki mahkûmiyet bir toplumsal olaya dönüşmüş, tarihe Dreyfus Olayı olarak geçen bu olay aydın kesimin devreye girmesiyle hukuk, akademi ve yazın çevrelerini etkilemiş, yazarların düşüncelerindeki değişimle birlikte edebiyata da etki etmiştir.

Dreyfus Olayı’na genel çerçeveden bakıldığında basit bir yargı yanlışlığının ötesinde olduğu görülebilir. Hükümetin ve ordunun farklı amaçlarla Yüzbaşı Dreyfus’ü toplumun önüne attığı pekâlâ söylenebilir. Dava sonrası ona yaşatılanlar, rütbe düşürme törenindeki kandırılmış halkın protestosu, gücü elinde bulunduranların olayı istediği yönde ilerlettiğinin en somut kanıtlarındandır.

Bu olayın yarattığı ve bir aydın isyanı olarak kabul edilen büyük yazar Emile Zola’nın L’Aurore gazetesinde 13 Ocak 1898 yılında dönemin cumhurbaşkanına hitaben yazdığı J’accuse[1] adlı metni de edebiyatın gücünü göstermek, vicdani olarak bir aydının görevini anlatmak için verilebilecek en güzel örneklerdendir.

Bu kitapta Alfred Dreyfus’ün 1894 yılından başlayarak 1899 yılına kadar dava öncesi, dava süreci ve sonrasındaki mahkûmiyet yıllarına dair anlatısını, günlüğünü ve karısı ile mektuplaşmalarını okuyacaksınız.

Giderek azalan umuda, içindeki gücün tükendiği durumlarda insanın sevgiye tutunduğuna, toplumsal bir olay haline gelmiş koca bir dava içindeki suçsuz bir insanın hezeyanlarına, onurun geri kazanılması için verilen mücadeleye; bizzat tüm zorlukları yaşayan, esaret ve türlü işkencelerle manevi ve fiziki olarak bitirilmek istenen bir askerin, Alfred Dreyfus’ün sözcükleriyle tanık olacaksınız.


[1] Bu metin, Beyza Özdemir’in Fransızca aslından çevirisi ve Penna Tipografi işbirliği ile dönemine uygun olarak Vacilando Kitap tarafından 2023 yılında Suçluyorum adıyla, gazete tasarımıyla okura sunulmuştur.

Bir yanıt yazın